İlhan Berk: “Ben şiirin en uç noktalarını sevdim…”

Özet: TRT Türk “Notlar” programında İlhan Berk…

Devamı

“Masa da masaymış ha”

Masa da masaymış ha Adam yaşama sevinci içinde Masaya anahtarlarını koydu Bakır kâseye çiçekleri koydu Sütünü yumurtasını koydu Pencereden gelen ışığı koydu Bisiklet sesini çıkrık sesini Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu Adam masaya Aklında olup bitenleri koydu Ne yapmak istiyordu hayatta İşte onu koydu Kimi seviyordu kimi sevmiyordu Adam masaya onları da koydu Üç kere üç dokuz ederdi Adam koydu masaya dokuzu Pencere yanındaydı gökyüzü yanında Uzandı masaya sonsuzu koydu Bir bira içmek istiyordu kaç gündür Masaya biranın dökülüşünü koydu Uykusunu koydu uyanıklığını koydu Tokluğunu açlığını koydu Masa da masaymış ha Bana mısın demedi bu kadar yüke Bir iki sallandı durdu Adam ha babam koyuyordu. Edip...

Devamı

Rüya gibi: Cemal Süreya soruyor, Ahmet Kaya yanıtlıyor…

Rüya gibi: Cemal Süreya soruyor, Ahmet Kaya yanıtlıyor…

Cemal Süreya – Ahmet Kaya Röportajı Ahmet Kaya’nın yükselişini neye bağlayabiliriz? Gerçi bir günlük, bir yıllık olay değil bu. Çocukluğundan beri ezgiyle uğraşıyor. Ama yükselme grafiğinde son zamanlarda bir sıçrama olduğu da bir gerçek. Kasetleri 1 milyonun üzerinde satıyor. Depolitizasyon politikasının bir yerde kırılmasının onun kişiliğinde, ona hayran oluş biçiminde de yansıdığını söyleyebiliriz. Kendisine gönderilen son mektupların birkaç yüzünü elden geçirdik. Hepsinde de aynı nitelikte bir coşku bulduk; demokrasi isteği, dünyanın değişmesi özlemi… Depolitizasyona ilk tepki müzik alanında doğdu, diyebiliriz. Mahkumdan da mektup alıyor Ahmet Kaya, infaz memurundan da; esnaftan da, işçiden de, terzi kızdan da. Mektuplarda, bir müzisyene gönderilenin çok çok...

Devamı

Cemal Süreya: “Sen yokken ben bardağı bile mutfağa götüremiyorum.”

Cemal Süreya: “Sen yokken ben bardağı bile mutfağa götüremiyorum.”

Onuncu mektup Dün senden ayrıldıktan sonra eve gittim. Akşam geç saatlere dek bekledim. Memo gelmedi. Sonra madam söyledi; Nihal telefon etmiş; bu gece Nihal’lerde kalacaklarmış; hoşuma gitmedi bu; çünkü oğlumla beraber olmak isterdim. Sanırım Memo da beni aramıştır. Böylece, annenin gezme sevdası daha ilk günden başladı bile. Her neyse, seni düşündüm bütün gün, bütün gece. Bizim ne büyük mutluluğumuz, ne kocaman aşkımız var; başka kişilerin düzenimizi bozmalarına izin vermemeliyiz. * Şimdi daha iyisin ya. Bugün dördüncü gün. Elif ne zaman doğacak acaba? Onun için neler düşünüyorum bilsen. İşten ayrılacaksın. Derginin sahibi olacaksın ve bu sıfatınla Bağ-Kur’a bağlı prim ödeyeceksin. Böylece 7-8 yılda emekli olman ve sözgelimi 2000 lira (hiç değilse...

Devamı

Edip Cansever’de Alkol Oranları

Edip Cansever’de Alkol Oranları

-Kimseler tutamaz benim bu kadehi tuttuğum gibi…- Alkol, Homeros’un bin yıllarla tanımlanan zaman öncesi deyişlerinden Ömer Hayyam’ın rubailerine, Shakespeare’nin şiirsel oyunlarından, sonelerinden, onu tertemiz bir Türkçe ile dilimize kazandıran Can Yücel’in şiirlerine, kendi deyimiyle edebiyatımızın en “kuru” şairlerinden Attila İlhan’dan pop edebiyat diye adlandırabileceğimiz kimi şiir yazıcılarına kadar her kesimden, her kısım edebiyata incecik bir su, hatta rakı damlası gibi sızmıştır. Eski zamanlardaki ikindi vakitleri, güneş rakı burcuna girmeye başlamışken, artık adlarıyla bile bir klasik olmuş meyhanelerde içerek şiir ya da sanat ya da hayat üzerine söyleşen şair imajı, sanayileşen toplumumuzun cehennemi, metropol şehirlerinin sıkıntısı, ağır ekonomik...

Devamı

Orhan Veli Kanık

Orhan Veli Kanık

(1914-1950) Türk şiirini değiştirenlerin başında gelen büyük şair. Garip’lerin birincisi. Üç kişiydiler. Daha yirmili yaşlarda sarstılar eski anlayışları. Ömrü olsaydı kim bilir neler yazacaktı, şiiri ne kadar zenginleştirecekti. Bir ara “Urumelihisarı’na oturmuşum;” demişti, sonsuz uykusunu da Urumeli Hisarı’ndaki Aşiyan Mezarlığı’nda sürdürüyor. Melih Cevdet Anday, birlikte geçen lise yıllarında, şiirle nasıl bütünleştiklerini şöyle anlatır: “Şiir, edebiyat yüzünden arkadaş olduk. Dersten kaçıp bahçede bir köşeye gizlenerek, tenha parklarda ağır ağır dolaşarak, yahut evde, elimizde kitaplar, kâğıtlarla geçirdiğimiz o sakin saatleri, hep şiir, edebiyat konuşmaları ile geçen o iyi saatleri andıkça Orhan’ın oyunu, eğlencesi, saadeti hep şiirdi, edebiyattı, diye...

Devamı